|
Tabiatın
cömert olmayışı eski
devirlerde Rizeli'yi gurbete
çıkarmak
zorunluğunda bırakmıştır. 1914 Harbinden önce daha çok dış memleketlere
olan gurbete göç, İstiklal harbinden sonra Türkiye içine yönelmiştir.
Bugün
Samsunun köy ve merkez nüfusunun %30'u İstanbul'da 300, Ankarada 150
bin
civarında Rizeli bulunduğu meydandadır. Buralarda ev, yurt ve
ticarethane
sahibi oldukları halde çoğu doğduğu diyarla bağını kesmemiştir. İzmit
ve
Sakarya vilayetlerinde, Yalova, İzmir ve Bursa çevrelerinde büyük
topluluklar
halindedirler. Vilayet nüfusunun üç mislinden fazla Rizeli, Türkiyenin
çeşitli diyar, şehir ve kasabalarında yerleşmiştir.
Derinlemesine
tetkike değer,
başlı başına sosyal bir
konu....
Gurbet
elinden, zati ihtiyaçları
dışında, memlekette kalan
aile efradına,
geçim parası biriktirmek ve göndermek zorunluğu karşısında, (Tarık Bin
Zeyyat) gibi ne olursa olsun muvaffak olmak zarureti her tehlikeyi göze
almak mecburiyetile karşılaşmıştır. İcabında gemici, marongoz, kayıkçı,
betoncudur; tüccar, armatör, fabrikatördür. Her işe atılır, şahsi bütün
kabiliyetlerinden istifade eder. İstanbulda deniz ticaret ve
nakliyeciliğinde,
kereste ticaretinde önemli yeri olduğu gibi endüstri alanında da
başarılar
sağlamış, birçok fabrikaların da sahibidir.
Göç ettiği
yerlerde, tarım
alnında da başarılı olmuştur. Bu
başarısını
Samsun Vilayetinin, Marmara Havzasının, İç Anadolunun birçok yerlerinde
hatta Van ve Tatvanda izlemek kabildir. gittiği her yerde siyasi
sahalarda
parytilerin bütün kademelerinde, birinci planda yerleri elde ettiği,
bütün
siyasi teşekküllerin kurultaylarına, Türkiyenin bir çok vilayetlerinden
delege temsilcisi olarak gönderildiklerini görmek mümkündür. Hayatta
gözü
pek olmadıkça başarı elde edilmez kanısındadır.
İyi bir
kolonizatör olduğunu,
yerleştiği bazı illerde ispat
etmiştir.
Rizede iken,
kendisinde mevcut
aile, kabile bağlılıklarının
yanısıra
dışarda, hemşehri olarak da birbirlerini çok tutarlar, tesanüt bu defa
tamdır.
Rize dahil,
şark vilayetlerinden
büyük şehirlere, İstanbul'a
ve sanayi
mıntıkalarına, gurbetçi akınları olduğu ve devam ettiği bir hakikattır.
... Burada belirtilmek istenen nokta Karadeniz ve Rize halkının göç
hareketinde
başka güdülerin varlığını açıklamaktır. Orta Anadolu yerlisinin belki
satın
alma gücü, nakit parası yoktur, hiç olmazsa, buğdaya, hayvana, yani
ekmeğe,
süte, ete, gıdai maddelere bir nebze sahiptir, açlık korkusu yoktur.
Fakat, tabi
ürün kaynakları 3-4
aylık yiyecek ihtiyacını ancak
temin
edebildiğinden Rize köylüsü, İstanbulda Kasımpaşa da oturandan,
çalışandan
farklı durumda değildir. O da İstanbullu gibi günlük ekmeğini,
sebzesini,
yağını, tuzunu, giyeceğini satın almak zorunluğundadır. Ne köylüdür, ne
de şehirli; köyde oturur, fakat yaşıyabilmel için şehirli gibi
kazanması
lazımdır...
Gurbetçilik,
bugün çay bölgesi
olan sahil kısmında çok azalmış
isede,
diğer bölgeler halkı, hala bu yoldan geçim temini peşindedir.
İş mevsiminde
eli kolu iş tutan
gider, 100 haneli köyde, bazen
7-10
ihtiyar erkek kalır. Erkeğin ayrılışı, bütün aile işini kadınlara
yükler.
Kaynak:Y. Mühendis Rahmi
ARER, Türkiyede
Çaycılık ve Turistik Sosyal Kültürel Ekonomik Rize, 1969
|