|
Rabıta Osmanlıca'ya Arapça'dan geçmiş bir kelime
olup sözlük mânâsı bağ yahut bağlantıdır. Başka mânâları da vardır.
Tasavvufta mânâsı müridin hayalen kendini
şeyhinin, mürşidinin huzurunda tasavvur etmesidir.
Tasavvufa ve tarikata tamamen karşı olan,
mutasavvıfları ve tarikat mensuplarını şirk ve küfürle suçlayan
Vehhabîler ve Selefîler rabıtayı da şirk ve küfür olarak kabul
etmektedir.
Bendeniz burada lügavî (sözlük) mânâsıyla
rabıtadan bahs edeceğim.
Bir Müslümanın, bir müridin çok olgun bir hocası,
şeyhi, mürşidi var. Onu çok seviyor, onu çok düşünüyor, ona çok güveni
var. Bu kişinin hocası ile arasında mânevî bir rabıta (bağ)
bulunmaktadır.
Bu rabıta ona neler kazandırır:
1. Hocası kamil bir imana sahip olduğu için imanı
güçlenir.
2. Hocası başta namaz olmak üzere bütün
ibadetleri dosdoğru eda ettiği için onunla rabıtası olan da bu konuda
ilerler.
3. Hocası çok ahlâklı ve faziletlidir. Onunla
mânevî bağları olan kişi de ahlâklı ve faziletli olur.
Bu rabıta sayesinde mürid, talebe, bağlı kişi iyi
bir insan olur, iyi bir Müslüman olur.
Kamil hoca ve mürşid Resulullah Efendimizin bu
devirdeki vekili, halifesi, varisi makamındadır. Onunla rabıtası olan
kişi bu vesile ile Resulullah efendimizle irtibatlanmış olur.
Birkaç somut örnek vereyim:
Bediüzzaman nasıl bir insandır? O, güçlü bir
imana sahiptir. İslâm'a, Kur'ân'a, Sünnete, Şeriata çok hizmet
etmiştir. İhlâslıdır, zâhiddir, âbiddir, sabırlıdır, âriftir. Ona, onun
eserlerine bağlanan kişi de böyle olur.
Şeyh Süleyman Hilmi hazretleri nasıl bir
kimsedir? Âlimdir, âriftir, muhlistir, mürşiddir. Ona mânen bağlı olan
da, bu irtibat sayesinde büyük faydalar elde eder, derecesi yükselir.
Hâkeza... Abdülhakim Arvasî...Şeyh Esad
Erbilî...Muhammed Zahid Kotku... Adanalı Sami Efendi ve benzerleri...
Bunlara mânevî bağlarla bağlanan kişiler iman,
ilim, irfan, ahlâk konusunda ilerleme kaydeder.
Gerçek din âlimlerini, gerçek fakihleri sevenler,
onlara bağlananlar, onları rehber ve mürşid kabul edenler, onların
öğütlerini tutanlar, onların yap dediklerini yapan, yapma dediklerini
yapmayanlar çok şey kazanırlar, çok büyük mânevî ticaretler yapmış
olurlar.
Bu gibi sevgilerde, bu gibi rabıtalarda ne gibi
kötülük olabilir?
Rahman'ın velilerini sevenler ve onlara
bağlananlar elbette bu sevgi ve rabıtadan yararlanacaktır.
Doğrusu Vehhabîler ve Selefîler bu konuda çok
aşırıya gidiyor, çok olumsuzluklar sergiliyor.
Kişi sevdiği ile beraberdir.
Rahman'ın velilerini sevenler, zamandan,
mekandan, cihetten, cisimden münezzeh olan, kemal sıfatlarla muttasıf
bulunan Rahman'a mânevî bir kurbiyetle yaklaşmış olurlar.
Peygamberi (Salat ve selâm olsun O'na), Ashab-ı
Kiram-ı (Radiyallahu anhüm ecmain), Selef-i Sâlihîni, eimme-i
müctehidîni, Ehl-i Beyt-i Mustafa'yı, pîranı, sâdatı sevenler inşaallah
ebedî mutluluğa nail olur.
Şeyh Şâmil'i, Abdülkadir Cezairî'yi ve onlara
benzer mücahidîn-i kiramı sevenler, bu sevgi ve saygı rabıtası ile çok
bereketlere nail olurlar.
Evliyaullahı sevmek insanı ıslah eder,
azgınlıktan korur.
Bu sevgiye, bu mânevî bağlılığa, bu rabıtaya şirk
ve küfür demek ne korkunç bir saldırı ve iftiradır.
Büyükleri sevenler, onlarla mânevî bağlar
kuranlar, rabıta yapanlar bunu Tevhid inancı dairesinde yapmaktadır.
Bu konu elbette tartışılabilir. Lâkin sövmeden
saymadan, şirk ve küfürle suçlamadan, tehevvüre kapılmadan...
Müslümanca, kardeşce, efendice, sakin ve ciddî bir şekilde...
Rabıta konusunda mü'minlere eza ve hakaret
edenler niçin böyle yapıyor? Çünkü onlar Muhammed ibn Abdilvehhab'a
bağlı (rabıtalı) kimselerdir. Bu zat ise gılzet sahibidir, haşindir,
kabadır, amansızdır, hoyrattır, mutaassıptır, insafsızdır, adaletsizdir.
Fenafillah makamına çıkmış velilere rabıta yapan
muvahhid mü'minleri cahiliye devrinin müşriklerine benzetmek ne korkunç
bir suçlama ve iftiradır.
Bendeniz şahsen, istilahî-tasavvufî mânâda rabıta
yapan bir kimse değilim. Lügavî mânâda bütün rabbanî ulemâya ve
velilere bağlıyım.
Rabıta yapan iman kardeşlerime ilişmem. Yeter ki,
rabıtalarını kamil mürşidlere, gerçek şeyhlere, evliyaullaha yapsınlar.
Vehhabîler ve Selefîler, kardeşlerinin
gözlerindeki saman çöpleriyle uğraşacaklarına kendi gözlerindeki bid'at
merteklerine baksalar daha iyi ederler.
Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete
19
Eylül 2009
|