|
İslam’da
kadın tartışmasını sahte bir kadın peygamber
başlatmıştı
Kadınların
dindeki yerlerini konu alan reform
tartışmaları, bana her zaman yedinci yüzyılda, Hazreti Muhammed’in
vefatından
hemen sonra yaşanan ve İslam tarihinin ilk ve tek "sahte" kadın
peygamberi olan Secah meselesini hatırlatır.
Bazı hanımların, Çamlıca’daki Subaşı Camii’nde erkeklerle beraber başı
açık
olarak kıldıkları cuma namazı yüzünden çıkan tartışmalardan ve
özellikle de
kadınların imamlık yapmak istedikleri şeklindeki iddialardan sonra yine
Secah’ın hikáyesini hatırladım ve az bilinen, üzerinde pek durulmamış
olan
hadiseyi sizlere de nakledeyim dedim.
TÜRKİYE, günlerden buyana başta Cüneyd Zapsu’nun
eşi olmak üzere,
bazı hanımların Çamlıca’daki Subaşı Camii’nde erkeklerle beraber başı
açık
olarak kıldıkları cuma namazını tartışıyor.
Kadınların dindeki yerlerine odaklanan reform tartışmaları, bana her
zaman
yedinci yüzyılda, Hazreti Muhammed’in vefatından hemen sonra
yaşanan "Secah"
meselesini hatırlatır. Subaşı Camii’nde olanlardan, özellikle de bazı
hanımların
imamlık yapmak istedikleri şeklindeki iddialardan sonra da Secah’ın
hikáyesini hatırladım ve sizlere de nakledeyim dedim.
İslam tarihine geçmiş çok sayıda kadın evliya vardır ama peygamberler
bizde
sadece erkeklerden çıkmıştır, kadın peygamber yoktur ve Secah,
1425
senelik İslam tarihinin ilk ve tek "sahte" kadın
peygamberidir.
İşte, Secah’ın az bilinen, üzerinde pek durulmamış olan
öyküsü...
Hazreti Muhammed’in vefatından sonra Arap
yarımadasındaki kabileler
arasında siyasi güç maksadıyla çok sayıda sahte peygamber türemiş ve bu
iddialar ilk Halife Hazreti Ebubekir tarafından güçlü askeri
tedbirlerle
bastırılabilmişti.
Peygamberlik iddiasında bulunanların en başında gelenler, yarımadanın
kuzeyinde
isyan eden Tuleyha ile orta kesimlerinde ayaklanan Müseyleme
idiler.
Yemame kabilesinden olan Müseyleme, daha Hazreti Muhammed’in
sağlığında peygamberliğe kalkışmış, hastalandığını öğrendiği Hazreti
Muhammed’e bir mektup göndererek "Allah, peygamberlikte beni
sana
ortak kıldı" demiş ve "dünyayı aralarında paylaşmayı"
teklif etmişti. Müseyleme, Hazreti Muhammed’in "Ey,
Müseylemetü’l-Kezzáb!" yani "Ey yalancı Müseyleme!"
diye başlayan cevabi mektubundan sonra, İslam tarihine bu sıfatla
girmişti.
SAHTEKÁRLAR EVLENDİ
Peygamberin vefatından sonra genişleyen ayaklanmalar, ilk İslam
Devleti’ni
birhayli meşgul etti. Tuleyha’nın ayaklanması devam ederken
Temim
kabilesi de karışmış, kabile liderleri arasında Ebubekir’in
hiláfetini
kabul edip etmeme konusunda kararsızlık başgöstermiş ve Halife’ye
gönderilmesi
gereken zekát ile vergi gönderilmemişti.
Ayaklanmanın öncülüğünü, kabilenin güçlü liderlerinden olan Málik
bin
Nüveyre yapıyordu. İşte, tam o sırada, ortaya Háris kızı Secah
adında
Hristiyan bir kadın çıktı; "Allah peygamberleri neden sadece
erkeklerden göndersin ki? İşte şimdi de bir kadını görevlendirdi" diyerek
peygamberliğini ilán etti ve kendisine bağlı olan dört bin kişiyle
beraber
Medine’ye, Hazreti Ebubekir’in üzerine yürümek üzere yola
çıktı. Bu
arada Temim kabilesinin liderleriyle temas kurdu, "Katliama
hazırlanın
ve sizden olmayanların tamamını öldürmekten çekinmeyin" diye
haberler
gönderdi. Kabilenin liderlerinden destek vaadi alan Secah yoluna
devam
ederken Yemáme taraflarında daha önceden peygamberliğini ilán etmiş
olan Yalancı
Müseyleme ile karşılaştı ve her iki sahte peygamber hiç
beklenmedik bir iş
yaptılar ve evleniverdiler!
ÖLDÜRTÜP NİKAHLADI
İsyanın gittikçe büyüdüğünü gören Halife Hazreti Ebubekir, o
sırada
Temim kabilesinin ve sahte peygamberlerin üzerine Hálid bin Velid’in
kumandasında güçlü bir ordu göndermişti. Kabilenin ileri gelenleri,
ordunun
yaklaştığını haber alınca pişmanlık duyarak zekátlarını gönderdiler ama
Hálid
bin Velid durmadı, daha sert tedbirler aldı, Málik bin Nüveyre
ile
kabilenin diğer ileri gelenlerini yakalayıp hapsettirdi. Ama, bir emrin
yanlış
anlaşılması üzerine, yakalananların tamamı o gece öldürüldü ve hemen
arkasından
daha da garip bir hadise yaşandı ve Hálid bin Velid, Málik
bin
Nüveyre’nin dul kalan karısını kendisine nikáhladı.
Bu evlilik çeşitli söylentilere sebep oldu, hattá Hazreti Ebubekir’in
yakın çevresinde bile "skandal" olarak yorumlandı ve Hálid
bin Velid’in görevden alınması bile istendi. Ama, "Allah’ın
müşrikler üzerine gönderdiği kılıcı artık kınına sokamam" cevabını
veren
Halife Hazreti Ebubekir taleplere kulak asmadı ve Hálid’den
isyancıları temizlemeye devam etmesini istedi.
Hálid bin Velid’in ordusu, Müseyleme ile Secah’a
bağlı
isyancılarla nihayet karşı karşıya geldi, gayet kanlı bir çarpışma
oldu, Müseyleme
kafası kesilerek öldürüldü ama Hálid her
nedense Secah’a
dokunmadı. İslam tarihinin bu ilk ve tek sahte kadın peygamberi
Müslümanlığı
kabul ettiğini söyleyince serbest bırakıldı, Arap Yarımadası’nı
terkedip
Irak’ın güneyine, Basra’ya gidip yerleşti ve Secah’tan bahseden
tarihler
"Ömrünün sonuna kadar iyi bir Müslüman olarak yaşadı"
diye
yazdılar.
GÖBEKTEKİ ELLER
İslam tarihinde peygamberlik iddiasında bulunan tek kadın olan Secah’ın
öyküsü, kısaca işte böyle... Ama, Çamlıca’daki Subaşı Camii’nde kılınan
malûm
cuma namazı konusunda, üzerinde pek durulmayan bir husus var:
Gazetelerde
yayınlanan fotoğraflarda erkeklerle beraber namaz kılarken görünen
hanımların
ellerini kadınlara değil erkeklere mahsus şekilde, göbeklerinin
üzerinde
bağlamaları...
Bu alışılmadık el bağlama biçiminin bilgisizlikten mi yoksa "kadın-erkek
eşitliği" gibisinden bir düşünceden mi kaynaklandığı konusunda
hiçbir
fikrim yok ve "reformculardan" biri tarafından aydınlatılmanın
beklentisindeyim.
Murat
BARDAKÇI
Hürriyet Gazetesi
29 Ocak 2006
|