|
Hadis-i
şerifte, "Ahlâkınızı
güzelleştirin!"buyurulmuştur.
Cömertlik,
yardım, sabırlı olmak, eziyetlere göğüs germek, öfkesini yenebilmek,
doğruluk, haya, tevazu gibi meziyetler güzel
huydur.
Kibir,
gurur, kızgınlığını yenememek, ucb, yalan, hile,
haset, gıybet, laf taşımak, emânete hıyanet gibi huylar kötüdür.
Cimrilik kötü olduğu gibi,
israfda kötüdür. İslâmiyet, aşırılıklardan
uzakdır, orta yolu emretmektedir. Orta yol, ne soğuk,
ne de çok sıcaktır. İşte cömertlik de israf ile cimrilik arasındadır.
Diğer ahlâklar da böyledir. İfrat ve tefrit
kötüdür. Meselâ israf ifrattır, cimrilik ise
tefrittir.
Demek
ki, güzel ahlâk, selim
akla uygun gelen mantıkî hareketlerdir.
Kibirli
kimse, kibrini kırabilmek için, tevazu sahibi kimselerin
güzel halleriyle hallenmeğe gayret etmelidir. Meselâ
güzel konuşmasını
beğeniyor. Çektiği nutuklar hoşuna gidiyorsa nutuk
çekmeyi bırakması ve çok konuşmaktan sakınması lâzımdır.
İnsan iyi huyları itiyat haline getirip, kötü huyları
terkedince, güzel ahlâk yerleşmiş olur. Güzel
ahlâkın yerleşmesi,
o hareketleri severek yapmakla anlaşılır. Kahvenin pis havasını
sevmeyen kimseye tavla oynamayı öğretseler, zamanla tavla
hastası olsa, daha önce beğenmediği kahvenin havası ona
kötü gelmez. Güzel huylara alışmak da böyledir.
Bütün bunlar, daimi
bir şekilde itiyat haline getirdiği hareketlerin neticesidir.
Nefis, itiyat haline getirdiği kötü şeylerden zevk aldığı
gibi, iyi şeyleri
yapmak itiyat haline getirilirse ondan da zevk alır.
Hat
usulü güzel yazı yazmak isteyen kimse, günlerce, aylarca
bir harfi, bir yazıyı defalarca yazarak, zahmetlere katlanarak
başarıya ulaşabilir. Tevazu sahibi olmak isteyen kimse de,
mütevâzı kimselerin hallerini, fiillerini zorlaya zorlaya yaparsa
bir gün tevazu sahibi olması mümkündür.
Çocuk, fıtraten bütün kötülüklerden
uzak, temiz olarak dünyaya
geldiği halde, anasının, babasının veya kötü insanların
te'siriyle kötülükler kazanıyorsa, yine anasının,
babasının ve iyi insanların
te'siriyle fazilet sahibi olur.
Peygamber
aleyhisselâmın bu afv ve merhameti karşısında Mekkeliler sanki
kabirden dirilmişçesine çıkıp İslâmiyeti kabul ettiler.
Ağabey,
baba hükmündedir. Kin ve düşmanlık
kötüdür. Afvedicilerin
yeri Cennettir.
Bir
kimse, hükümdarın şahsına karşı büyük bir
suç işler. İdama
mahkûm olur. Bu kimse, nasıl olsa öldürüleceğim
diye, hükümdar şöyledir, hükümdar
böyledir diye ağzına gelen kötü sözleri
haykırmağa başlar, söğüp sayar. Biraz sonra
hükümdar gelir.
Oradaki iki vezirden birine sorar:
- Bu
adam deminden beri ne bağırıp
çağırıyordu?
Birinci
vezir der ki:
- Hükümdarım
bu adam, (Afvedenlerin
yeri Cennettir.) diyerek
sizden afv talebinde bulunuyor.
Bunun
üzerine hükümdar suçluyu afveder. Fakat ikinci
vezir, ortaya atılıp der ki:
- Hükümdarım
bu vezir yalan
söylüyor. Bu adam size söğüp sayıyordu.
Hükümdar,
doğru söyleyen vezire der ki:
- Ey
vezir, öteki vezir yalan
söylemekle bu mahkûmu kurtarmıştı. Sen ise yersiz doğru
söylemekle hem mahkûmun, hem de vezirin ölümüne sebep
olmak istiyorsun.
Hükümdar,
yersiz doğru söyleyen veziri azleder, yalan söyleyerek bir
suçluyu kurtaran veziri de kendisine sadrazam yapar.
İşte
bundan dolayı atalarımız, (İki kişinin arasını bulan yalan, fitneye sebep
olan doğrudan iyidir) demişlerdir.
Kaynak: Bir
Bilene Soralım 3, Mehmet
Ali Demirbaş, İhlasYayınları
|