|
Medyada
görmüşsünüzdür. Bazı "din adamı geçinen kişiler", kur'anı
Kerim'de geçen "salih amel sahiplerinin Cennet'e gireceği" mealindeki
ayeti kerimeye garip yorumlar getirmişlerdir. Salih amel kelimesine,
iyi iş
manasını yüklemişlerdir. Müslüman olmayan bir kişinin iyi bir iş
yaptığı takdirde
Cennet'e gireceğini (!) iddia etmişlerdir.
Bu sözde
din adamları, tıpki hurufiler gibi, ayeti kerimeyi ikiye bölüp bir
yarısını işaret ediyorlar. Oysa ayeti kerimenin başlangıcında, iman
ettikten
sonra salih amel yapmaktan bahsediliyor. Açık bir şekilde önce iman
etmek,
sonra da sırf allahü tealânın rızasını kazanmak için bir davranışta
bulunmaktan
bahsediliyor.
İyi iş
yapan Müslümanlar'ı teşvik etmek dururken, gayrimüslimlerin sırtını
sıvazlamanın mazisi çok eskidir. Harici adı verilen din dışı akım da
ilk
çıktığında Müslümanları kıtır kıtır keser ama iyi bir iş yaptığına
inandığı bir
Hristiyan'ı baş tacı ederdi.
Her
asırda böyle iman hırsızları çıkagelmiştir. mesela, geçtiğimiz yüzyılda
Tataristan'da ortaya çıkan Musa Carullah isimli biri, gayrimüslümlerin
yanında,
geri kalan Müslümanlar'a, mümin denilemiyeceğini (!) iddia etmiş, Tatar
Müslümanları'nın kalplerini yaralamıştır.
Bu
iddiada bulunanlara dikkat edin, bu insanlara dikkat ettiğinizde
çapraşık
mantıklarıyla kafa karıştırdıklarını görürsünüz.
Bu hal,
acınacak bir durumdur. allahü tealânın emirlerini sınamak (!) gibi
dehşetli bir teşebbüstür. İmanın şartlarını yeniden düzenlemeye
kalkmaktır. -
Hâşâ- Kır'anı Kerim'i yeniden yazmak gibi yanlış bir harekettir.
Bu
kişiler, Amentü'nün altı esasına da itiraz ediyorlar. Sayı ile
sınırlandırmak doğru değilmiş! Oysa, bu altı şart, Kur'anı Kerim'de,
çeşitli
vesilerle bildirilmiş şartların bir araya getirilmişidir. bunu yapan da
son
peygamber, İslamiyet'in ilk uygulayıcısı, islamiyet'i, Rabbnden ilk
öğrenen ve
insanlara öğreten Muhammed Aleyhisselam'dır.
Müslüman
olmayan kişilerin iyilik adına yaptıkları, Kur'an- Kerim'de çöl
ortasında görülen seraba benzetilmiştir. (1) İnkar edenler
de, kıyamet günü, dünyada yaptıkları iyilikleri serap gibi yapan yani
yok eden
Allahü telalâyı bulacaklar ve hesabını ona vereceklerdir. yine Kur'anoı
Kerim'de İbrahim Süresi'nde,(2) Allahü
tealâya iman etmeyenlerin yaptıkları faydalı işlerin, fırtınalı bir
günde
rüzgarın savurduğu küller gibi olduğu ve ahirette hiçbir faydası
olmayacağı
açıkça bildirilmiştir. Bu ve benzeri şekilde pek çok ayeti kerime
vardır.
Din,
gayba inanmak demektir. Yani görülemeyen, ancak varlığı algılanabilen
gerçeklere inanmaktır.
Allahü
tealayı, melekleri, Cennet ve Cehennem'i şu anda görmüyoruz. Mahşer,
mizan, sırat nasıl bir yerdir? bilmiyoruz.. Fakat var olduklarına
inanıyoruz.
Çünkü görmesek de bunlara ian etmemiz emredilmiştir.
Eğer
bunları istediğimiz zaman görebilseydik, bu dünyada imtihanın hiçbir
önemi
kalmazdı.
İnsan
ölünce imanlı veya imansiz olma durumuna göre karşılığını görecektir.
İmansızların yeri Cehennem'dir. İman edenlerin yeri ise Cennet'dir.
İman etmiş
olduğu halde dünyada iken tövbesini yapamadığı, keffaretini veremediği
günahları olan kişiler, bir süre Cehennem'de misafir edilip,
sonra
Cennet'e sokulacaklardır.
İman
sahipleri tabaka tabakadır. Peygamberler, salih kişiler, günahkarlar
gibi... Bu sebeple Cennet'te sonsuz olarak kalınacakyerler de farklı
farklıdır... Cennet'te tabakalar vardır.
İmansızlar
da tabaka tabakadır. Allaahü telâya inanmayanından öküze
tapanına, mürted olanından münafığına kadar türlü çeşitleri vardır. Bu
sebeple
Cehennem de tabaka tabakadır. Herkes içinde bulunduğu duruma göre bu
tabakalardan birinde bulunacaklardır.
Kur'anı
Kerim'de, Zilzâl Suresi'nde, kişinin yaptığı zerre kadar iyilik
veya kötülüğün karşılığını mutlaka göreceği açıkça buyurulmuştur. (3)
Osman Ünlü, Huzura Doğru - 3
|
|