4

Her İyi İş Yapan Cennetlik mi?


Medyada görmüşsünüzdür. Bazı "din adamı geçinen kişiler", kur'anı Kerim'de geçen "salih amel sahiplerinin Cennet'e gireceği" mealindeki ayeti kerimeye garip yorumlar getirmişlerdir. Salih amel kelimesine, iyi iş manasını yüklemişlerdir. Müslüman olmayan bir kişinin iyi bir iş yaptığı takdirde Cennet'e gireceğini (!) iddia etmişlerdir.

Bu sözde din adamları, tıpki hurufiler gibi, ayeti kerimeyi ikiye bölüp bir yarısını işaret ediyorlar. Oysa ayeti kerimenin başlangıcında, iman ettikten sonra salih amel yapmaktan bahsediliyor. Açık bir şekilde önce iman etmek, sonra da sırf allahü tealânın rızasını kazanmak için bir davranışta bulunmaktan bahsediliyor.

İyi iş yapan Müslümanlar'ı teşvik etmek dururken, gayrimüslimlerin sırtını sıvazlamanın mazisi çok eskidir. Harici adı verilen din dışı akım da ilk çıktığında Müslümanları kıtır kıtır keser ama iyi bir iş yaptığına inandığı bir Hristiyan'ı baş tacı ederdi.

Her asırda böyle iman hırsızları çıkagelmiştir. mesela, geçtiğimiz yüzyılda Tataristan'da ortaya çıkan Musa Carullah isimli biri, gayrimüslümlerin yanında, geri kalan Müslümanlar'a, mümin denilemiyeceğini (!) iddia etmiş, Tatar Müslümanları'nın kalplerini yaralamıştır.

Bu iddiada bulunanlara dikkat edin, bu insanlara dikkat ettiğinizde çapraşık mantıklarıyla kafa karıştırdıklarını görürsünüz.

Bu hal, acınacak bir durumdur. allahü tealânın emirlerini sınamak (!) gibi dehşetli bir teşebbüstür. İmanın şartlarını yeniden düzenlemeye kalkmaktır. - Hâşâ- Kır'anı Kerim'i yeniden yazmak gibi yanlış bir harekettir.

Bu kişiler, Amentü'nün altı esasına da itiraz ediyorlar. Sayı ile sınırlandırmak doğru değilmiş! Oysa, bu altı şart, Kur'anı Kerim'de, çeşitli vesilerle bildirilmiş şartların bir araya getirilmişidir. bunu yapan da son peygamber, İslamiyet'in ilk uygulayıcısı, islamiyet'i, Rabbnden ilk öğrenen ve insanlara öğreten Muhammed Aleyhisselam'dır.


Müslüman  olmayan kişilerin iyilik adına yaptıkları, Kur'an- Kerim'de çöl ortasında görülen seraba benzetilmiştir. (1)  İnkar edenler de, kıyamet günü, dünyada yaptıkları iyilikleri serap gibi yapan yani yok eden Allahü telalâyı bulacaklar ve hesabını ona vereceklerdir. yine Kur'anoı Kerim'de İbrahim Süresi'nde,(2) Allahü tealâya iman etmeyenlerin yaptıkları faydalı işlerin, fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küller gibi olduğu ve ahirette hiçbir faydası olmayacağı açıkça bildirilmiştir. Bu ve benzeri şekilde pek çok ayeti kerime vardır.

Din, gayba inanmak demektir. Yani görülemeyen, ancak varlığı algılanabilen gerçeklere inanmaktır.

Allahü tealayı, melekleri, Cennet ve Cehennem'i şu anda görmüyoruz. Mahşer, mizan, sırat nasıl bir yerdir? bilmiyoruz.. Fakat var olduklarına inanıyoruz. Çünkü görmesek de bunlara ian etmemiz emredilmiştir.

Eğer bunları istediğimiz zaman görebilseydik, bu dünyada imtihanın hiçbir önemi kalmazdı.

İnsan ölünce imanlı veya imansiz olma durumuna göre karşılığını görecektir. İmansızların yeri Cehennem'dir. İman edenlerin yeri ise Cennet'dir. İman etmiş olduğu halde dünyada iken tövbesini yapamadığı, keffaretini veremediği günahları olan kişiler, bir süre Cehennem'de misafir edilip, sonra  Cennet'e  sokulacaklardır.

İman sahipleri tabaka tabakadır. Peygamberler, salih kişiler, günahkarlar gibi... Bu sebeple Cennet'te sonsuz olarak kalınacakyerler de farklı farklıdır... Cennet'te tabakalar vardır.

İmansızlar da tabaka  tabakadır. Allaahü telâya inanmayanından öküze tapanına, mürted olanından münafığına kadar türlü çeşitleri vardır. Bu sebeple Cehennem de tabaka tabakadır. Herkes içinde bulunduğu duruma göre bu tabakalardan birinde bulunacaklardır.

Kur'anı Kerim'de, Zilzâl  Suresi'nde, kişinin yaptığı zerre kadar iyilik veya kötülüğün karşılığını mutlaka göreceği açıkça buyurulmuştur. (3)


Osman Ünlü, Huzura Doğru - 3



1) Nur, 39
2) İbrahim, 18
3) Zilzal, 7- 8


4



Ana Sayfa