Bir
Müslümanın yaptığı bütün işler, ya Tâattır yani ibadettir veya
Ma'siyyettir yani günahtır, isyandır yahut da Mubahtır. Bunun için
bütün işler; Tâat, Ma'siyyet ve Mubah olmak üzere üç kısma ayrılır.
Günahlar, niyetsiz veya iyi niyet ederek işlenirse, günah olmaktan
çıkmaz. (Ameller, niyete göre iyi veya kötü olur) hadis-i
şerifi, tâatlara ve mubâhlara niyete göre sevap verileceğini
bildirmektedir. Bir kimse, birinin gönlünü almak için başkasını incitse
veya başkasının malı ile sadaka verse, yahut haram para ile mektep,
câmi yaptırsa, bunlara sevap verilmez. Bunlara sevap beklemek, cahillik
olur. Zulüm, günah, iyi niyet ile işlenirse, yine günah olur. Böyle
işleri yapmamak sevaptır. Bilerek yapılırsa, büyük günah olur. Günah
olduğu bilinmeden yapılırsa, Müslümanların çoğunun bildiği şeyleri, bu
kimsenin bilmemesi, öğrenmemesi de ayrıca günah olur.
Bir kimse, içki içen arkadaşlarının gönlünü hoş etmeyi niyet ederek
onların masasına otursa; “Ben şarap içmiyorum, arkadaşlarımın gönlünü
kırmamak için oturuyorum. Böyle yapmak caizdir zira hadis-i şerifte; (Amel
niyete göre değerlenir) dese bunların hiçbiri doğru olmaz. Çünkü
niyet, ibadetlere ve mubah işlere tesir eder. Haram işler, iyi niyet
ile câiz olmaz. Yiğitlik göstermek veya para, mal kazanmak için gazâ
eden kimse, cihâd sevabı kazanmaz. Mubahlar iyi niyet ile yapılınca,
hayır olup sevap kazanılır. Fakat, mümin kardeşinin gönlünü hoş etmek
niyeti ile haram işlemek, câiz olmaz ve bu kimse, (Mümini
sevindireni, Allahü teâlâ sevindirir) hadis-i şerifine uymuş olmaz.
Ancak zaruret ve fitne uyandırmamak için, içmemek şartı ile oturabilir
ise de, önceden bundan sakınmak lazımdır.
Riyâ ile ve Hakkı bâtıl ile karıştırarak mevki sahibi olmak câiz
değildir. İyi niyet ile olsa da, câiz değildir. Çünkü, haramları ve
mekruhları, iyi niyet ile yapmak câiz değildir. Hatta, bazı haramların
iyi niyet ile yapılması, daha büyük günah olur. Niyetin iyi olması,
tâatlarda, ibadetlerde faydalı olur. Mubâh, hatta farz olan bir amel,
niyete göre günah olabilir. Günah işleyenin; “Sen kalbime bak! Kalbim
temizdir. Allah kalbe bakar” sözünün yanlış, hatta zararlı olduğu
buradan da anlaşılmaktadır.
İbadetin kıymetli olması, şartlara bağlıdır. Müslüman, faydasız şeyler
ile vakit geçirmez. Hazret-i Ebu Bekir buyurdu ki:
"Biz, bir harama düşmek korkusundan dolayı, yetmiş helâli işlemekten
sakınırdık."
Bunun için, kimse ibadetine güvenmemelidir. Çok ibadet yaptığı için
tekebbür etmemelidir. İbadetin kabul olması için, niyetin hâlis olması,
yani yalnız Allahü teâlânın rızâsı için yapılması lazımdır. Bu ihlâsı
elde etmek kolay değildir. Nefsi temizlemek takvâ ile olur. Takvâ,
haramlardan sakınmak demektir. Nefsi temizlenmeyen kimsenin
ibadetlerini ihlâs ile yapması çok güçtür.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
"Bu dünyada herkes yolcudur. Geldik gidiyoruz. Yolcuların birbirlerine
yardım etmesi, el ele vermeleri, kardeş gibi olmaları lazımdır. Her
Müslüman böyle düşünmelidir. Vazifesine başlarken, Müslüman
kardeşlerime yardım etmek, onları rahat ettirmek için çalışacağım. Din
kardeşlerim benim işimi gördükleri gibi, ben de, onlara hizmet edeceğim
demelidir. Her Müslüman iyi bilsin ki, bütün sanatlar, farz-ı
kifâyedir. Bunu düşünerek, bir sanata yapışmak, ibadet etmek olur.
İster kitablı kâfirler keşfetsin, ister kitabsız kâfirler bulsun, her
sanatı öğrenmek ve hele, harp vâsıtalarını en modern, en ileri şekilde
yapmaya çalışmak farzdır. Bu vâsıtaları yapabilmek için, gerekli
ilimleri, dersleri mekteplerde, bu niyet ile okutmak ve okumak hep
ibadet olur. Namaz kılan insanın bu niyet ile, her işi ibadet olur.
Namaz kılmayanların her hareketi de günah olur. O halde, her Müslüman,
namazını kılmalı, sonra farz olduğunu düşünerek, vazifesini yapmalıdır.
İş görürken niyetin doğru olmasına alamet, insanlara faydalı olan bir
meslek, bir sanat seçmektir. Yani, öyle bir iş görmeli ki, eğer o iş
olmasa, Müslümanlar sıkıntı çekerdi. O halde, keyf, oyun ve
benzerlerine, sanat dense de ve haram işleyenlere sanatkâr ismi verilse
de, bunları yapmak ibadet olmaz. Hatta, haram olmayan, mubah olan,
fakat insanlara lüzumlu olmayan sanatları seçmemelidir.”
İmam-Rabbani hazretleri; "Amel ve ibadet, niyet ile dürüst olur. Bütün
ibadetlerin kabul olması için, Allahü teâlâ için yapılması ve böyle
niyet edilmesi şarttır. Kötü niyetler, ibadeti bozar" buyurmaktadır.
Sâlim bin Abdullah hazretleri, Ömer bin Abdülaziz hazretlerine yazdığı
bir mektupta; "Bilmiş ol ki, Allahü teâlânın kuluna yardımı, niyeti
nispetindedir. Kimin niyeti tam ve doğru olursa, Allahü teâlânın
yardımı da o kimseye tam olur. Kimin niyeti eksik olursa, Allahü
teâlânın yardımı da, o nispette azalmış olur" buyurmuştur.
Netice olarak, Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Allahü teâlâdan başkası için her kim ne işledi ise,
karşılığını ondan istesin, denilecektir.)