|
|
- Peygamber Efendimiz'in
buyurduğu şekliyle, haramlar ve helaller bellidir. Bunları redetmek,
kişinin
imanını
giderir. Fakat bir insan haramları haram, helalleri de helal
olarak
kabul ettiği halde bunlarda ihmalker davranırsa mümindir. Mesela:
- İçki içmek haramdır. Ancak içkinin haram
olduğunu kabul
etmemek insanı dinden çıkarır. İçkinin haram olduğunu bile bile içerse
imanını kaybetmez. Sadece büyük günah işlemiş olur.
- Oruç tutmak bir emirdir. Bu emri kabul
etmemek insanı
dinden çıkarır ama haram olduğunu bildiği halde oruç tutmazsa
büyük günah işlemiş olur ama dinden çıkmaz.
- Eğer bunlarda alışkanlık
peydah
olmuşsa tehlikelidir. İmanı
götürmüyor diye her istediğimizi yapamayız. Haram ve helalleri
iyi öğrenmemiz gerekir. Zira küçük de olsa devamlı işlenen günahlar
büyük günahlara, büyük günahlar da küfre götürür.
- Bu durum, hadis-i
şeriflerde açıkça buyrulmuştur. Günah işlendiğinde kişinin kalbinde
siyah bir nokta meydana gelir. Tevbe edilmezse ve günahlara devam
edilirse zamanla karara karara bazı duygularını yitirir ve Allah
korusun imanını kaybedebilir.
- İslam alimleri günah
işleyen kulları yaramazlık yapan çocuklara benzetmişlerdir. Ellerinde
olmadan, istemeden bir şeyler kırıp döküyorlar. ancak yaramaz çocuk
özür dilemesini bilirse, bir daha aynı hatayı yapmamaya gayret
gösterirse, anne ve babası yapılan yaramazlığı göz önüne almaz. bir
Müslümanın da günahların kendisine zarar vermemesi için böyle
davranması gerekir. (1)
|
İmânın
kuvvetli olduğu nasıl
anlaşılır?
|
- Bir kimse,
dinimize uygun şekilde ibâdet yaptığı
halde, günahım çok, ibâdetlerim beni kurtarmaz diye düşünürse, îmânının
kuvvetli olduğu anlaşılır.
- Bu imanımı son
nefesime kadar devam ettirebilir
miyim diyerek korkan kimsenin îmanının kuvvetli olduğu anlaşılır.
- İmânının devam edeceğinden şüphe etmemelidir.
(2)
|
İmansız
Ölmemek İçin Ne Yapmalı?
|
- Dünya
hayatı
geçicidir. bir Müslüman için en güzel son, imanla vefat etmiş olmaktır.
Zira, bir insanın ahirette işe yarayacak en önemli mal varlığı,
imanıdır. bu sebeplebir Müslüman, son nefesine kadar imanını
katbetmemelidir.
- "Peki,
nelere
dikkat edelim ki imanımızı yitirmemiş olalım?"
- Öncelikle, imansız olarak
ölmekten korkmamak,
imanı tehlikeye sokar.
Çünkü dinimizin bildirdiği bir ölçü
vardır. Daima "havf ve reca" arasında bulunmak gerekir. Yani korku ve ümit
arasında olmak en
doğru yoldur. Bunu Hazreti Ömer şu cümleyle özetler: "Cennete yalnız bir kişi girecek deseler
ümitlenirim. Cehenneme de yalnız bir kişi girecek deseler korkarım!"
- "Ben Müslüman oldum, artık son nefesimde
imanla gideceğime eminim" demek yoktur. Tehlike her zaman
vardır.
- Nitekim
İblis,
yaratıldıktan sonra tam 200 bin sene salihlerin ibadeti gibi ibadet
etmişken, Allahü tealânın bir emrine karşı geldiği için yüzgeri
edilmiştir.
- Hazreti
Musa
döneminde, Filistin'de Bel'amı Baura isimli çok ibadet edeb ve her
duası makbul olan birsi varmış. Mala tamah ederek, Allahü tealânın
kendisine ihsan ettiği dua nimetini mal kazanmak için kullanmış ve
helak olmuş.
- Musa
Aleyhisselam'ın
akrabalarından Karun isimli birinin dillere destan zenginliği vardı.
Zekat vermeyi redettiği için helak oldu ve imansız gitti.
- Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. İmanı
kaybetme tehlikesi her insan için her zaman vardır. Dolayısıyla
Müslüman ne son nefesinden tamamen emin olacak, "Ben kurtardım" diyecek, ne de "Mahvoldum, perişan oldum, bir daha
kurtulamayacağım" diyecek. İkisinin ortası olacak.
- Bir kişi
iman
ettikten sonra Peygamber Efendimiz'in bildirdiği şekilde değil de,
kafasına göre İslam'ı yaşamaya kalkarsa bidat sahibi olur. iman ve
amelde bidat, Peygamber Efendimiz ve ilk Müslümanlarda görülmemiş
uygulamalara denir ki, kişinin son nefesinde imansız gitmesine
sebeptir. (1)
|
|
|
- Hz.Peygamberin,
Allah'tan
getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve
tasdik etmektir. (3)
- İman esasında
kalp ile olur,
dil ile ifade edilir. Kısaca iman, Peygamberin getirdiği ilahi emir,
hüküm ve bilgileri samimi olarak kabul ve tasdik etmektir. İnsanı
gerçek saadete ulaştıran iman budur. Allahu Teala'nın kulunu sevmesi bu
imana bağlıdır. Bunun için iman esasları doğru, güzel ve tam bir
şekilde öğrenilmeli ve gereği yerine getirilmelidir. (4)
- Allahü teâlâ'ya
inanmandır.
Meleklerine inanmandır. Kitaplarına inanmandır. Peygamberlerine
inanmandır. Ahıret gününe
inanmandır. Kaderin hayrına ve şerrine inanmanır.
(2)
|
|
|
- Allah'ın
insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son
ilahi dinin adıdır. (3)
- Allahü teâlâ'dan
başka, ibâdete lâyık ve müstehak mabud olmadığına ve Muhammed aleyhisselâmın Onun dinini
bildiren Resulü olduğuna şehadet etmen, Namaz kılman, Zekât
vermen, Ramazan-ı şerif ayında oruç tutman veYol için gidip gelmeğe
gücün yetiyorsa hac
etmendir. (2)
- Allah'a,
ondan başka îlâh olmadığına, Hz. Muhammed (s.a.s)'ın Allah'ın kulu ve
Resulu olduğuna, Allah'ın meleklerine, kitaplarına, ahiret gününe,
kadere, hayır ve şerrin Allah tarafından yaratıldığına inanma. (5)
- Allah'a
ibadet edip, O'na hiçbir şeyi ortak kılmaman, namazı dosdoğru kılman,
farz edilmiş zekâtı vermen, ramazanda oruç tutmandır. (5)
|
Kaynaklar
1)
Osman Ünlü,
Huzura Doğru 1, 3
2)
Bir
Bilene Soralım, Cilt 1, İhlas Yayınları
3) Diyanet
İşleri Resmi Sitesi
4) Menzil.net
5) Şamil İslam
Ansiklopedisi |
|
|
|