ZARÛRÂT-I DİNİYYE

Bir Müslüman için dini yönden bilmesi gereken, kesin olarak belli esas, hüküm ve haberler.  Bunları kabul ve tasdik etmek her mü'min için farzdır. Bunlardan şüphe etmek mü'minin imanını zedeler.
Zarûrât-ı diniyye yalnız sahih iman esaslarından ibaret de değildir. Bunun dışında kesin olarak sabit bulunan bir takım emirler, yasaklar ve uyulması istenen esaslar da bu kapsama girer.

İmam Rabbânî, Mektubatında  (ö.1034/1625) herbirine ayrı ayrı imanın farz olduğunu bildirdiği zarûrat-ı diniyye'yi şu sınıflara ayırıyor:
İşte yukarıda belirtilen ve kesin delillerle sâbit olan esas ve prensiplerden herhangi birisini inkâr etmek kişiyi dinden çıkarır Bu konuda şüphe de inkâr olarak kabul edilmiştir.

Diğer yandan şer'î nitelikli olmayan ve Hz. Peygamber dönemine ait bütün haberlere inanmak zarûrât-ı dinîyye kapsamına girmez. Meselâ; gazvelerle ilgili haberler, Hz. Peygamber'in filanca eşi ile evliliği, çocukluğunda Yemen'e veya Sûriye'ye birer veya ikişer kere gittiği konusundaki haberler inançla ilgili olmadığı için bunların herhangi birisini kabul etmemek veya farklı şekilde bilmek kişiyi dinden çıkarmaz.

Sonuç olarak kesin delillerle sabit olan itikâdî ve amelî hükümlere inanıp, bunların farz, vacib veya haram veya helâl olduklarını tasdik etmek "zarûrât-ı diniyye" ye iman etmek anlamına gelir.



(1) Şamil Ansiklopedisi,Hamdi DÖNDÜREN
(2) Rabbânî, el-Mektûbât, İstanbul 1963, III, 22
(3) el-Fetâvâ'l-Hindiye, Bûlak

Ana Sayfa