|
Dua için bir rica
|
|
|
Bir şahıs,
heyecan ve ıstırapla, İmam Sadık (a.s)ın huzuruna
gelerek:
- Ne
olursunuz efendim, Allah'a bana daha fazla rızık vermesi
için dua da bulunun, çünkü çok yoksulum, dedi.
İmam:
-Hayır, asla dua edemem buyurdu.
-Niçin
edemezsiniz efendim?
-Zira Allah
bu iş için bir yol tayin etmiştir; rızk peşinden
koşun ve onu elde edin diye de emir buyurmuştur. Halbuki sen evinde
oturup,
dua etmek suretiyle, rızkın senin peşinden gelmesini istiyorsun.
|
|
|
Şoför |
|
|
Sokaklarda
sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı?
İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş
evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının
önünde durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini gördü. Demek ki
taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri indirmişti. Bütün
cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp yola koştu. Yaklaşıp
direksiyon başında arabasını hareket ettirmek üzere olan şoföre
seslendi. – Sakın beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocuğumla üç
gündür aç beklemekteyim. Bu gidişle namusumu lekelenmemden korkmaya
başladım. Allah rızası için yardımda bulunun. Ben açlıktan ölmeye
razıyım. Fakat çocuklarımın çığlıklarına tahammül edemiyorum.
Beklenmedik bir anda gelen bu “Allah rızası için
yardım” talebi zaten kıt-kanaat geçinen şoförü şaşırtmıştı. Düşünmeye
başladı. Cebinde bir miktar parası vardı var olmasına; ancak bu parayı
aylardır biriktiriyordu. Çünkü taksinin dört lastiği de kabaklaşmıştı.
Onları değiştirmek için çırpınıyordu. Zaten akşamları eve gelince hanım
da ikaz etmekten geri kalmıyordu:
– Ne zaman değiştireceksin bu lastikleri?
Birazcık geç kalsan, aklıma kötü şeyler geliyor. Acaba bir kaza mı
yaptı kabak lastiklerle?’ diye korku içinde bekliyorum.
O an için nefsi ve şeytan birlik olup vesvese
vermeye başladılar:
– Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardım edecek
durumda değilsin. Bas gaza, git yoluna!
Fakat imanı ve vicdanı da şöyle sesleniyorlardı:
– Para dediğin şey böyle gün için lazım olur.
Belli olmaz Allah’ın rızasının nerede olduğu. Biriktirdiğin parayı bu
muhtaç hanıma vermelisin. Tam yeridir. Çocukları aç durumda, Onu
namusunu kirleterek, para kazanma zorunda bırakmamalısın.
Nihayet nefsini ve şeytanını yenmiş, cebindeki
lastik parasını tümüyle kadıncağıza uzatarak:
– Al bacım, namusunla yaşa. Bu para bir müddet
seni idare eder. Sonrasında da Allah başka sebepler halk eder! Dedi.
Minnet etmemek için de hemen gaza basıp oradan uzaklaşırken kadının:
– Sen benim ihtiyacımı karşıladın, Allah da senin
ihtiyacını karşılasın! duasını duydu. Gün boyunca kulaklarında çınlayan
bu duaya hep (amin) dedi.
Akşam eve gelince beklediği soruyla yine muhatap
oldu.
– Hâlâ değiştirmemişsin lastiklerini...
– Bir lastikçiyle anlaştım. Yeni lastikler
gelince hemen değiştirecek... diyerek geçiştirdi.
Bu geçiştirme işi birkaç gün devam etti. Bir
akşam yine eve gelirken iyice sıkılmış, “Bu defa ne diyeceğim?” diye
düşünürken beklenmedik bir durumla karşılaşmıştı. Hanım kendisine adres
yazılı bir kağıt uzattı, sonra da şöyle dedi:
– Bugün bir lastikçi geldi, şu adresi verdi.
“Yarın bana mutlaka gelsin, lastiklerini değiştireceğim” deyip gitti.
Al şu adresi. Belli etmemişse de bunun izahını yapamamıştı. Çünkü böyle
bir lastikçi ile konuşmamıştı. Merakla sabahı bekledi. İlk işi
kağıttaki adrese gitmek oldu. Garipliğe bakın ki tamirciyi hiç
görmemiş, buraya hiç gelmemişti. Elindeki kağıdı uzatınca bir şaşkınlık
iki tarafta da yaşandı. Lastikçi:
– “Sen o musun?” deyip şoförün boynuna sarıldı,
başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Sonra da şöyle devam etti:
– Tam üç gündür Resûlüllah Aleyhisselam rüyama
giriyor ve bana, “Şu adresteki şoförün lastiklerini değiştir, ücret
olarak da benim şefaatime nail ol” buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne
türlü bir iyilik ettin, nasıl bir hayır dua aldın ki Resûlüllah
Aleyhisselam üç gündür beni ikaz ediyor, senin lastiğini değiştirmem
için beni vazifelendiriyor?
Kaynak:
Yeni aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dua aynı dua, amaokuyan ağız... |
|
|
Muhyiddîn-i
Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden:
Fakirin
biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte
olan Hz. Ali (r.a.)'ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder:
-
Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana
biraz yardımda bulunun, der.
Hz.
Ali
(r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır,
üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın
külçeleri hâline gelmiş...
-
Al, der
fakire. İhtiyacını karşıla!
Fakirin
gözleri yerlerinden fırlayacak gibi
olur:
-
Allah
aşkına söyle yâ Emîre'l-mü'minîn!
Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali (r.a.)
anlatır:
-
Kur'ân-ı
Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir.
Bende Kur'an-ı Kerîm'i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu
kumlara...
Bunu
öğrenen
fakir durur mu? O da bir avuç
kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir
değişiklik
yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali
kerremallâhü
vechehû hazretlerine:
-
Ben de
okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar
altın olmuyor, der. Emîrü'l- Mü'mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker,
mahcup
bir edâ ile cevap verir:
-
Ne
yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan
ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü
tamam
değildir!..
İşte
bütün
mesele buradadır. Okuyanın ihlâsında
ve teveccühünde... Aynı duâ; aynı îman, aynı İhlâs ve aynı teveccühle
okunacak
ki, aynı netice elde edilebilsin. Yoksa kumu altın yapmak gibi bir
iksire
sahip olabilmek mümkün olmaz
Alıntı: Fazilet
Takvimi 1997
|
|
|
Günahkar Ağızdan Çıkan Dua |
|
|
Bir kâfilede bulunan
insanlar, Ebü'l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip;
-Yollar
korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz, diye istirhâm edince; buyurdu ki:
- O zaman,
Ebü'l-Hasan'ı hatırınıza getiriniz!
Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi.
Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metâlarını aldı. Yalnız,
Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar
gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında;
-Ebü'l-Hasan-ı Harkânî'yi hatırladım ve
kurtuldum, cevâbını aldılar.
Gelip durumu Ebü'l-Hasan hazretlerine
anlattılar. Ve;
-Biz Allah'tan yardım istedik, eşkıyâlar
bizi soydu. Fakat seni hatırlayıp, senden yardım isteyen şu arkadaş
kurtuldu. Bunun hikmeti nedir? diye sordular.
-O arkadaşınızı kurtaran, Allahü
teâlâdır. Günahkâr ağızdan çıkan duâyı cenâb-ı Hak kabûl etmez. Bunun
için siz Allah'a yalvardığınız zaman duânız kabûl olmadı. Bu
arkadaşınız beni hatırlayıp imdât isteyince, ben de Rabbime duâ ettim;
"Yâ Rabbî! Şu kulunu içinde bulunduğu belâdan kurtar." dedim. Rabbim
benim duâmı kabûl ettiği için, o arkadaşınız kurtuldu. Mesele bundan
ibârettir." buyurdu.
|
|
|
Güzelliğinde
İmtihanı Var
|
|
|
Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı.
Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan
ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen
çadırın kapısına gelerek:
–
Buraya kadar gelir misin? diye seslendi.
Süleyman,
serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da
kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu:
– Ben yiyecek falan istemiyorum, seni istiyorum seni. Yakışıklılığın
hoşuma gitti. Karşı çadıra gel. Kimsecikler yok yanımda! Süleyman, bir
imtihana tabi tutulduğunu düşünerek bağırmaya başladı:
–
Defol buradan şeytanın elçisi. Şimdi arkadaşım gelir, İkimiz de rezil
oluruz!
Kadın,
beklemediği bu karşılıktan ürkerek peçesini yüzüne kapayıp çadırına
dönerken, Süleyman da içeriye girip ağlamaya başladı. Bu sırada
çarşıdan aldığı şeylerle gelen arkadaşı Süleyman’dan yaşadığı durumu
dinleyince o da ağlamaya başladı. Süleyman şaşırmıştı.
–
Sen niçin ağlıyorsun? diye sordu. Aldığı cevap şöyle oldu:
–
Kardeşim, sen gerçekten de bir iffet abidesiymişsin. İyi ki ben muhatap
olmadım böyle bir imtihana. Muhtemeldir ki kaybedebilirdim. Allah sana
senin güzelliğin kadar iman kuvveti lütfeylemiş demek ki.
Süleyman oradan
kalkıp Medine’ye varır, o gece rüyasında Yusuf aleyhisselamı görür.
Karşıdan kucağını açarak gelen Hazret-i Yusuf ona şöyle hitap eder:
–
Gel seni kucaklayayım iffet abidesi kardeşim. Güzelliğin de kendine
göre imtihanı vardır. Sen de benim gibi bu konuda imtihanlara tabi
tutuldun, ama kazandın. Tebrik ederim seni.
Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan
Yayınları
|
|
|
|
|
|
|
|
|